Mantar Sivrisineği (yukarıda solda)

Dönem: Senozoik zaman, Eosen dönemi
Yaş: 45 milyon yıl
Bölge: Litvanya

Larvaları bitki köklerinde, mantarların üzerinde ya da atıklar üzerinde yetişen mantar sivrisinekleri, küçük, koyu renkli, kısa süre yaşayan canlılardır.

45 milyon yıl önce yaşayan mantar sivrisinekleriyle günümüzde yaşayan örnekleri arasında hiçbir fark yoktur. Fosil bulguları da bu durumun delilidir. Milyonlarca yıl boyunca hiç değişmeyen mantar sivrisinekleri, canlıların evrim geçirmediğini, tüm canlıları Allah'ın yarattığını bir kez daha teyit etmektedir.

Sinek (yukarıda sağda)

Dönem: Senozoik zaman, Eosen dönemi
Yaş: 45 milyon yıl
Bölge: Litvanya

Sineklerin hep sinek olarak var olduklarını, herhangi bir canlıdan türemediklerini ve ara aşamalardan geçmediklerini gösteren delillerden biri de resimde görülen 45 milyon yaşındaki sinek fosilidir. Aradan geçen milyonlarca yıl boyunca değişmeyen sinekler, evrim teorisinin büyük bir aldatmacadan ibaret olduğunu, tüm canlıları Allah'ın yarattığını bir kez daha teyit etmektedir.


Sinek ve Örümcek (yukarıda solda)

Dönem: Senozoik zaman, Eosen dönemi
Yaş: 50 milyon yıl
Bölge: Polonya

Resimde görülen amber içinde bir sinekle birlikte bir de örümcek fosilleşmiştir. 50 milyon yaşındaki bu fosil, evrimcilerin çaresizliğini gösteren delillerdendir.

Örümcek, kene ve kırkayak gibi canlılar gerçekte böcek değildir, ama çoğunlukla böcek olarak anılır. American Association for the Advancement of Science'ın 1983'teki yıllık toplantısında, bu canlılarla ilgili çok önemli fosil bulguları sunulmuştur. Örümcek, kene ve kırkayaklara ait olan 380 milyon yıllık bu fosillerin ilginç özelliği ise, yaşayan örneklerinden farksız oluşudur. Bulguları inceleyen bilim adamlarından biri, fosiller hakkında "Sanki dün ölmüş gibiler" yorumunu yapmıştır. (New York Times Press Service, San Diego Union, 29 Mayıs 1983; W. A. Shear, Science, vol. 224, 1984, s. 494)

Mantar Sivrisineği (yukarıda sağda)

Dönem: Senozoik zaman, Eosen dönemi
Yaş: 45 milyon yıl
Bölge: Litvanya

Fosil bulgularının en önemli özelliklerinden biri, canlıların fosil kayıtlarında gözlemlendikleri jeolojik dönemler boyunca değişime uğramamalarıdır. Yani, bir canlı türü fosil kayıtlarında ilk olarak nasıl belirdiyse, bu tür yok olana kadar veya günümüze gelene kadar on milyonlarca, hatta yüz milyonlarca yıl boyunca hiçbir değişim göstermemekte, aynı yapıyı korumaktadır. Bunun anlamı açıktır: Canlılar herhangi bir evrimsel süreçten geçmemektedir. Tüm canlıları sahip oldukları özelliklerle birlikte Allah yaratmıştır.

Milyonlarca yıl boyunca değişmeden varlığını devam ettiren canlılardan biri de mantar sivrisinekleridir. Resimde görülen 45 milyon yaşındaki mantar sivrisineğinin günümüzdeki örneklerinden hiçbir farkı yoktur.


Mantar Sivrisineği (yukarıda solda)

Dönem: Senozoik zaman, Eosen dönemi
Yaş: 45 milyon yıl
Bölge: Litvanya

Resimde görülen 45 milyon yaşındaki mantar sivrisineği tüm özellikleriyle eksiksiz ve kusursuzdur. Bundan 45 milyon yıl önce yaşayan mantar sivrisinekleri de günümüzde yaşayanlar da aynıdır. Milyonlarca yıl boyunca mantar sivrisineklerinin kanatlarında ve uçuş sistemlerinde, gözlerinde ve görme sistemlerinde, bacaklarında ve diğer tüm fiziksel yapılarında en küçük bir değişiklik olmamıştır. Milyonlarca yıl önce yaşayan mantar sivrisinekleri nasılsa, bugünküler de aynen öyledir.

Mantar Sivrisineği (yukarıda sağda)

Dönem: Senozoik zaman, Eosen dönemi
Yaş: 45 milyon yıl
Bölge: Litvanya

Türlerin birbirlerinden evrimleştiklerini ve sürekli bir değişim içinde olduklarını gösteren tek bir fosil örneği dahi bulunamazken, canlıların var oldukları müddetçe yapılarını aynen koruduklarını gösteren sayısız fosil bulgusu vardır. Resimdeki 45 milyon yıllık mantar sivrisineği fosili de bu bulgulardan biridir. Bu canlıların milyonlarca yıl boyunca sabit kaldıklarını göstermektedir. Fosil kayıtlarındaki değişmezlik, tek başına evrim teorisini yerle bir etmektedir.


Tatarcık (yukarıda solda)

Dönem: Senozoik zaman, Eosen dönemi
Yaş: 45 milyon yıl
Bölge: Litvanya

Minik bir sinek türü olan tatarcıklar, evrim teorisini yerle bir eden canlılardandır. Örümceklerin hep örümcek, sineklerin hep sinek, karıncaların hep karınca olarak var olmaları gibi tatarcıklar da hep tatarcık olarak var olmuşlardır. Evrimcilerin iddia ettiği gibi, başka bir canlıdan aşama aşama türediklerini gösteren en küçük bir delil dahi yoktur. Tam tersine tüm bilimsel bulgular ve fosil kayıtları tatarcıkların tam ve kusursuz yapılarıyla birdenbire ortaya çıktıklarını, yani     Allah'ın onları yarattığını ve hiçbir değişime uğramadıklarını, yani evrim geçirmediklerini göstermektedir.

Mantar Sivrisineği (yukarıda sağda)

Dönem: Senozoik zaman, Eosen dönemi
Yaş: 45 milyon yıl
Bölge: Litvanya

Resimde görülen 45 milyon yaşındaki mantar sivrisineği fosilinin, günümüzde yaşayan örneklerinden en ufak bir farkı yoktur. 45 milyon yıldır aynı olan mantar sivrisinekleri karşısında, evrimciler hiçbir makul açıklama yapamazlar. Görüldüğü gibi canlıların tarihi, evrim teorisini kesin ve açık olarak yalanlamaktadır.

Mantar Sivrisineği (yukarıda solda)

Dönem: Senozoik zaman, Eosen dönemi
Yaş: 45 milyon yıl
Bölge: Litvanya

Doğa tarihi boyunca yaşamış olan canlılarla ilgili bilgi kaynağımız olan fosillerden anlaşıldığı üzere, yeryüzünde hep tam özelliklere sahip canlılar yaşamıştır. Bu canlıların ayakları, elleri, kanatları, derileri, tüyleri, akciğerleri, kafatasları, omurgaları, kemik yapıları vs. hep eksiksiz, özgün ve en ideal yapıda olmuştur. Hiçbir fosilde geçiş aşamasında, yani "yarım" bir organ veya uzuv bulunmamaktadır. Bu durum evrimcileri büyük bir çıkmaza sokmaktadır.

Resimde görülen 45 milyon yıllık mantar sivrisineği fosili de, bu gerçeklerin delillerinden biridir.

Gal Sineği (yukarıda sağda)

Dönem: Senozoik zaman, Eosen dönemi
Yaş: 45 milyon yıl
Bölge: Litvanya

Fosil kayıtlarının, canlıların milyonlarca hatta yüz milyonlarca yıl boyunca aynı kaldıklarını, hiç değişmediklerini göstermesi evrim teorisinin çöküşü için tek başına yeterli bir durumdur. Bunun yanı sıra, fosil kayıtlarında "ara geçiş formlarına" (yarı balık yarı sürüngen, yarı sürüngen yarı kuş gibi) rastlanmaması da evrim teorisini bir kere daha yıkmaktadır. Bugüne kadar elde edilen binlerce canlı türüne ait milyonlarca fosil arasında bir tane bile tam gelişmemiş, bazı özellikleri eksik, iki canlı türü arasında kalmış herhangi bir örnekle karşılaşılmamıştır. Elde edilen her fosil, o canlının bütün özellikleriyle tam olduğunu ve var olduğu andan itibaren hiç değişmediğini göstermektedir. Gal sineklerinin 45 milyon yıldır hiç değişmediklerini gösteren resimdeki fosil de bu örneklerden biridir.


Mantar Sivrisineği (yukarıda solda)

Dönem: Senozoik zaman, Eosen dönemi
Yaş: 45 milyon yıl
Bölge: Litvanya

Bugüne kadar mantar sivrisineklerinin bulunan tüm fosilleri, bu canlıların hep mantar sivrisineği olarak var olduklarını, başka bir canlıdan türemediklerini, başka bir canlıya da dönüşmediklerini göstermektedir. Resimde görülen 45 milyon yıllık amber içindeki fosil de bu gerçeği teyit eden bulgulardan biridir.

Örümcek (yukarıda sağda)

Dönem: Senozoik zaman, Eosen dönemi
Yaş: 45 milyon yıl
Bölge: Litvanya

Örümceklerin yüz milyonlarca yıldır hep örümcek olarak var olduklarını gösteren pek çok fosil örneği bulunmaktadır. Bu fosil örneklerinden birisi de resimde görülen 45 milyon yıllık amber içindeki örümcek fosilidir.

100 milyon yıl önce yaşamış örümcekler de, 50 milyon yıl önce yaşamış örümcekler de, günümüzde yaşayan örümcekler de hep aynıdır. Bu aynılık, evrimcileri büyük bir çıkmaza sürüklemekte ve teorinin büyük bir aldatmaca olduğunu gözler önüne sermektedir.


Uzun Bacaklı Sinek (yukarıda solda)

Dönem: Senozoik zaman, Eosen dönemi
Yaş: 45 milyon yıl
Bölge: Litvanya

Uzun bacaklı sineklerin bilinen 200'den fazla cinsi ve yaklaşık 6500 türü bulunmaktadır. Tropik bölgeler ve yüksek araziler de dahil olmak üzere dünyanın hemen her yerinde yaşayabilirler.

Resimde görülen 45 milyon yaşındaki uzun bacaklı sinek fosilinin, günümüzde yaşayan örneklerinden hiçbir farkı yoktur. Milyonlarca yıldır değişmeden kalan bu canlılar, evrimin "canlıların uzun dönemler içinde küçük değişiklikler geçirerek birbirlerinden türedikleri" iddiasını tamamen yıkmaktadır.

Mantar Sivrisineği (yukarıda sağda)

Dönem: Senozoik zaman, Eosen dönemi
Yaş: 45 milyon yıl
Bölge: Litvanya

Mantar sivrisineklerinin hep mantar sivrisineği olarak var olduklarını, herhangi bir değişim sürecinden geçmediklerini gösteren delillerden biri de resimdeki 45 milyon yıllık fosildir. Günümüzdeki mantar sivrisineklerinden hiçbir farkı olmayan 45 milyon yıl önce yaşamış olan mantar sivrisinekleri, "evrimsel gelişim" kavramının büyük bir yalan olduğunu söylemektedir. Fosil bulgularının ortaya koyduğu gerçek, canlıların evrim geçirmedikleri, Yüce Allah'ın tüm canlıları yarattığıdır.


Uzun Bacaklı Sinek (yukarıda solda)

Dönem: Senozoik zaman, Eosen dönemi
Yaş: 45 milyon yıl
Bölge: Litvanya

Fosil kayıtlarında, tüm uzuvları ve fonksiyonlarıyla eksiksiz olarak bir anda ortaya çıkan sinekler, evrimcilerin iddialarını geçersiz kılmaktadır. Fosil bulgularının gösterdiği bilgi, sineklerin aşama aşama gelişerek bir başka canlıdan türemedikleri ve var oldukları ilk andan bugüne kadar da hiçbir değişime uğramadıklarıdır.

Resimde görülen 45 milyon yıllık uzun bacaklı sinek fosili de, bu sineklerin hiç değişmediklerinin yani evrim geçirmediklerinin delillerinden biridir.

Tatarcık (yukarıda sağda)

Dönem: Senozoik zaman, Eosen dönemi
Yaş: 45 milyon yıl
Bölge: Litvanya

Evrimciler, 19. yüzyılın ortasından bu yana dünyanın dört bir yanında hummalı fosil araştırmaları yaparak teoriye kendilerince delil olabilecek ara geçiş formlarının fosillerini aradılar. Aranan bu ara geçiş formlarına asla rastlanamadı. Yapılan kazılarda ve araştırmalarda elde edilen bütün bulgular, evrimcilerin beklediklerinin aksine, canlıların yeryüzünde birdenbire, eksiksiz ve kusursuz bir biçimde ortaya çıktıklarını yani tüm canlıları Allah'ın yarattığını gösterdi. Evrimciler, teorilerini kanıtlamaya çalışırlarken, onu kendi elleriyle çökerttiler.

Evrim teorisini çökerten delillerden biri de resimde görülen 45 milyon yıllık tatarcık fosilidir. 45 milyon yıl boyunca tatarcıkların hiçbir değişikliğe uğramadan varlıklarını devam ettirdiğini gösteren bu fosil, Yaratılış'ın reddedilemez bir gerçek olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.


Mantar Sivrisineği (yukarıda solda)

Dönem: Senozoik zaman, Eosen dönemi
Yaş: 45 milyon yıl
Bölge: Litvanya

Fosil kayıtlarında milyarlarca yıl önce yaşamış olan bakterilerin dahi fosilleri korunmuştur. Buna rağmen, evrim teorisinin lehine olabilecek tek bir tane bile fosilin bulunamamış olması dikkat çekicidir. Karıncalardan bakterilere, kuşlardan çiçekli bitkilere kadar birçok canlı türünün fosilleri mevcuttur. Soyu tükenmiş canlıların dahi fosilleri o kadar kusursuzca korunmuştur ki, günümüzde görmediğimiz bu canlıların nasıl bir yapıya sahip olduklarını anlamamız mümkün olabilmektedir. Bu kadar zengin fosil kaynağına rağmen evrimi destekleyen bir delilin ortaya konamaması, bu teorinin büyük bir aldatmaca, Yaratılış'ın ise reddedilemez bir gerçek olduğunu bir kez daha vurgulamaktadır.

Mantar Sivrisineği (yukarıda sağda)

Dönem: Senozoik zaman, Eosen dönemi
Yaş: 45 milyon yıl
Bölge: Litvanya

Fosil biliminin evrim teorisinin aleyhinde bulgular ortaya koyacağını ilk fark edenlerden biri Charles Darwin olmuştur. Darwin, teorisinin en büyük zorluğu fosiller karşısında yaşayacağını şöyle itiraf etmektedir:

"Eğer gerçekten türler öbür türlerden yavaş gelişmelerle türemişse, neden sayısız ara geçiş formuna rastlamıyoruz?... Niçin her jeolojik yapı ve her tabaka böyle bağlantılarla dolu değil? Jeoloji iyi derecelendirilmiş bir süreç ortaya çıkarmamaktadır ve belki de bu benim teorime karşı ileri sürülecek en büyük itiraz olacaktır." (Charles Darwin, The Origin of Species, s. 172, 280)

Darwin'in ardından 150 yıl boyunca yapılan fosil araştırmaları, Darwin'in korkusunu gerçeğe dönüştürmüş ve elde edilen tüm bulgular teorinin gerçek doğa tarihiyle hiçbir ilgisi olmadığını ispatlamıştır. Bu ispatlardan biri de, mantar sivrisineklerinin milyonlarca yıldır hiç değişmediklerini, herhangi bir ara aşamadan geçmediklerini gösteren resimdeki fosildir.


Örümcek

Dönem: Senozoik zaman, Eosen dönemi
Yaş: 45 milyon yıl
Bölge: Litvanya

Bilinen en eski örümcek fosilleri ortalama 400 milyon yıl öncesine aittir. Örneğin, Avustralya Müzesi'nin internet sayfasında Attercopus Fimbriungus örümceklerinin 380 milyon yıllık örneklerinin iplikçik üreten organlara o dönemde de sahip oldukları belirtilmektedir. Yüz milyonlarca yıldır fiziksel özelliklerinde, iplikçik üreten organlarında, ürettikleri iplikçiklerde hiçbir değişiklik olmayan örümcekler, Darwinistleri çaresizliğe sürüklemektedir. Fosil kayıtları, örümceklerin evrimle değil, aniden ve kusursuz olarak ortaya çıktıklarını, yani yaratıldıklarını ve yüz milyonlarca yıldır hiçbir değişime uğramadıklarını, yani evrimleşmediklerini göstermektedir.


Sivrisinek (yukarıda solda)

Dönem: Senozoik zaman, Oligosen dönemi
Yaş: 25 milyon yıl
Bölge: Dominik Cumhuriyeti

Sivrisinek pek çok mucizevi özelliğe sahip olan bir canlıdır. Canlının gerek larva ve pupa aşaması gerek yetişkin aşamasında sahip olduğu özellikler, diğer tüm varlıklar gibi sivrisineklerin de üstün bir Aklın yani Yüce Allah'ın eseri olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Diğer yandan fosil bulguları da sivrisineklerin herhangi bir evrim süreci sonucunda ortaya çıkmadıklarını ve evrimsel bir değişime maruz kalmadıklarını açık ve net bir şekilde göstermektedir. Resimde görülen amber içindeki sivrisinek fosili 25 milyon yaşındadır ve günümüzdeki sivrisineklerle tıpatıp aynıdır. Bu aynılık karşısında Darwinistlerin söyleyebilecekleri tek bir söz dahi yoktur.

Kara Sinek (yukarıda sağda)

Dönem: Senozoik zaman, Eosen dönemi
Yaş: 45 milyon yıl
Bölge: Litvanya

Kara sinekler, Simuliidae familyasına dahil olan canlılardır. Bugüne kadar tespit edilmiş yaklaşık 1800 türü vardır. Erkek kara sinekler genellikle nektarla beslenirken, dişiler tıpkı sivrisinekler gibi diğer hayvanların kanlarıyla beslenirler. Çoğunlukla gri veya siyah renkte olan bu sinekler, kısa bacaklara ve antenlere sahiptirler.

Elde edilen tüm kara sinek fosilleri, bu canlıların var oldukları günden itibaren aynı olduklarını, herhangi bir değişikliğe uğramadıklarını yani evrim geçirmediklerini göstermektedir. Bu fosillerden biri de resimde görülen amber içindeki 45 milyon yıllık kara sinek fosilidir.


Pedilid Böceği (yukarıda solda)

Dönem: Senozoik zaman, Oligosen dönemi
Yaş: 25 milyon yıl
Bölge: Dominik Cumhuriyeti

Sahte karınca olarak da adlandırılan bu bitki böcekleri, Pedilidae familyasına dahildirler. Yetişkinler çiçeklerin ya da yeşilliklerin üzerinde yaşar, bitki öz su ve polenleriyle beslenirler. Larvalar, nemli ortamlarda çürüyen bitkilerin üzerinde gelişirler.

Resimde görülen fosil, pedilid böceklerinin on milyonlarca yıldır değişmeden kaldıklarını göstermektedir. Aradan geçen bunca yıla rağmen değişmeyen, günümüzdeki örnekleriyle aynı olan pedilid böcekleri evrim teorisinin büyük bir aldatmaca olduğunu söylemektedirler.

2 Lauxanid Sineği, Tatarcık (yukarıda sağda)

Dönem: Senozoik zaman, Oligosen dönemi
Yaş: 25 milyon yıl
Bölge: Dominik Cumhuriyeti

Lauxaniidae familyasına dahil olan bu sineklerin bilinen 1500 türü bulunmaktadır. Ortalama yaklaşık 5 mm boyunda olan bu küçük sineklerin kanatları çoğunlukla desenlidir.

Resimde görülen amberde iki Lauxanid sineğiyle(resimde solda) birlikte bir tatarcık(resimde sağda) aynı anda fosilleşmiştir. Darwinistlerin uzun yıllardır, fosil kayıtlarının çoğunu gizlemelerinin pek çoğunu da çarpıtmalarının sebebi bu bulguların gösterdiği gerçeği kabullenememeleridir. Bugüne kadar elde edilen tüm fosil bulguları gibi Lauxanid sineklerine ait fosiller de evrimin geçersizliğini göstermektedir. Bu canlıların on milyonlarca yıldır hiç değişmediklerini gözler önüne seren fosiller, tüm canlıları Allah'ın yarattığı gerçeğini de ortaya koymaktadır.


Yaprak Kınkanatlısı (yukarıda solda)

Dönem: Senozoik zaman, Oligosen dönemi
Yaş: 25 milyon yıl
Bölge: Dominik Cumhuriyeti

Yaprak kınkanatlıları dünyanın pek çok bölgesinde yaşayan canlılardır. Kış boyunca taşların veya toprağın altında kalır, ilkbahar aylarında ortaya çıkarlar. Resimde görülen amber içindeki yaprak kınkanatlısı yaklaşık 25 milyon yaşındadır. Günümüzdeki yaprak kınkanatlıların bundan 25 milyon yıl önce yaşamış olanların aynısı olması, evrim teorisini tamamen çürütmektedir.

Sıçrayan Zemin Böceği, Gal Sineği (yukarıda sağda)

Dönem: Senozoik zaman, Oligosen dönemi
Yaş: 25 milyon yıl
Bölge: Dominik Cumhuriyeti

Sıçrayan zemin böcekleri (resimde sağda) Dipsocoridae familyasına dahil olan, genellikle su kenarlarında yaşayan ve çok hızlı hareket edebilen böceklerdir. Gal sinekleri (resimde solda) ise salgıladıkları sıvı nedeniyle bitkilerin bazı bölgelerinin daha hızlı büyümesine neden olur, yani gal oluştururlar. Larvalar bu fazla gelişmiş bitki dokularıyla beslenirler.

Her iki böcek türünün de on milyonlarca yıl önce yaşamış örnekleriyle günümüzde yaşamakta olan örnekleri tıpatıp aynıdır. On milyonlarca yıldır değişmeden kalan bu canlılar, Darwinistlerin doğa tarihi hakkındaki tüm iddialarını yerle bir etmekte, evrimin hiçbir zaman yaşanmadığını ortaya koymaktadırlar.


Kene (yukarıda solda)

Dönem: Senozoik zaman, Oligosen dönemi
Yaş: 25 milyon yıl
Bölge: Dominik Cumhuriyeti

Resimde görülen kene fosili 25 milyon yaşındadır ve günümüzdeki kenelerden hiçbir farkı yoktur. Önemli yaşayan fosil örneklerinden biri olan keneler, tarih boyunca evrimin hiç yaşanmadığını, tüm canlıları Allah'ın yarattığını bir kez daha ispatlamaktadırlar.

Bitki Böceği (yukarıda sağda)

Dönem: Senozoik zaman, Oligosen dönemi
Yaş: 25 milyon yıl
Bölge: Dominik Cumhuriyeti

Parlak kınkanatlılar (Nitidulidae) familyasına dahil olan bu bitki böceği, çoğunlukla zarar görmüş bitkilerin öz suları, polenleri veya meyveleriyle beslenir. Bazıları meyvelere önceden yerleşerek ürünlere zarar verir. Tüm böcek türleri gibi, resimde fosili görülen bu bitki böceği de, evrim teorisinin hayal ürünü bir hikaye olduğunu göstermektedir. 25 milyon yıldır hiç değişmeyen bu böcekler, canlıların evrim geçirmediğini, tüm canlıları Rabbimiz'in yarattığını söylemektedirler.

Mayıs Sineği Larvası (yukarıda solda)

Dönem: Senozoik zaman, Oligosen dönemi
Yaş: 25 milyon yıl
Bölge: Dominik Cumhuriyeti

Ömürlerinin büyük çoğunluğunu larva olarak geçiren, en fazla bir gün yetişkin olarak yaşadıkları için birgün sineği olarak da adlandırılan bu canlılar, fosil kayıtlarında hep aynı fizyolojik özelliklerle karşımıza çıkmaktadır. Milyonlarca yıl boyunca hiçbir özellikleri değişmeyen bu canlılar, Yaratılış'ın çok açık bir gerçek olduğunu bir kez daha teyit etmektedir.

Embioptera (Ayakla Ağ Örenler) Cinsi Böcek (yukarıda sağda)

Dönem: Senozoik zaman, Oligosen dönemi
Yaş: 25 milyon yıl
Bölge: Dominik Cumhuriyeti

Genellikle tropik iklimlerde yaşayan bu böcek türünün en önemli özelliklerinden biri, 100 kadar ağ bezine sahip olması ve bu bezlerden salgıladığı ağdan yapılmış yuvalarda yaşamasıdır. Bu böceğin torba şeklinde ördüğü ağdan evlerin ağırlığı 100 cm3 civarındadır.

On milyonlarca yıldır aynı olan bu böcekler, diğer tüm canlılar gibi evrim teorisine meydan okumaktadırlar.


Palpuslu Kınkanatlı (yukarıda solda)

Dönem: Senozoik zaman, Oligosen dönemi
Yaş: 25 milyon yıllık
Bölge: Dominik Cumhuriyeti

Ağız kısımlarında bulunan dokunaçlar (palpus) sayesinde yiyeceklerinin niteliğini anlayabilen bu böceklerin önemli özelliklerinden biri, karıncalarla birarada dostça yaşamalarıdır. Karıncalar bu böcekleri özel olarak beslerken, palpuslu kınkanatlılar da kendi vücutlarından salgılanan sıvılardan karıncaların faydalanmasına izin verirler.

Resimdeki fosil, 25 milyon yıldır bu böceklerin hiç değişmediklerinin yani evrim geçirmediklerinin delilidir.

Trips (yukarıda sağda)

Dönem: Senozoik zaman, Oligosen dönemi
Yaş: 25 milyon yıl
Bölge: Dominik Cumhuriyeti

Tanımlanmış 5.000'den fazla türü olan tripsler, Thysanoptera takımına dahildirler. Var oldukları ilk andan bugüne kadar hiçbir değişikliğe uğramamışlardır. Fosil kayıtları bu gerçeğin en önemli kanıtıdır. Resimde de, 25 milyon yaşında bir trips fosili görülmektedir. Günümüzde yaşayan tripslerden hiçbir farkı olmayan bu trips fosili, evrimin geçersizliğini bir kez daha vurgulamakta, Yaratılış'ın apaçık bir gerçek olduğunu göstermektedir.


Yassı Ayaklı Odun Böceği (yukarıda solda)

Dönem: Senozoik zaman, Oligosen dönemi
Yaş: 25 milyon yıl
Bölge: Dominik Cumhuriyeti

Resimde görülen amber içindeki yassı ayaklı odunböceği fosili 25 milyon yaşındadır. 25 milyon yıldır en küçük bir değişikliğe dahi uğramayan söz konusu canlılar bu özellikleriyle, evrim teorisinin doğa tarihi hakkında iddialarının yalan olduğunu ortaya koymaktadırlar. Fosil bulgularının gösterdiği gerçek tüm canlılar gibi, bu böcekleri de Yüce Allah'ın yarattığıdır.

Çıyan ve 2 Titrek Sinek (yukarıda sağda)

Dönem: Senozoik zaman, Eosen dönemi
Yaş: 45 milyon yıl
Bölge: Rusya

Duruken ön bacaklarını öne uzatarak titretme özellikleri nedeniyle bu isimle anılan titrek sinekler, kimi zaman birkaç kilometreyi bulan uzunlukta sürüler oluşturarak uçarlar. Çoğu zaman bu sürüler o derece yoğun olur ki, diğer canlıların sürünün içinde durması mümkün olamaz. Bundan 45 milyon yıl önce yaşamış olan titrek sineklerin günümüzde yaşayan örneklerinden hiçbir farkı olmadığını gösteren bu fosil karşısında evrimcilerin makul ve bilimsel bir açıklama yapmaları mümkün değildir. Resimdeki amber içinde iki titrek sinekle aynı anda fosilleşmiş bir de çıyan bulunmaktadır.

Diğer Amberler
1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 -7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15
16 - 17 - 18 - 19 - 20